21 Eylül 2016 Çarşamba

TERAPİSTİN GÖZÜNDEN


Repost from @terapistingozunden @TopRankRepost #TopRankRepost"Hanım kız", "örnek insan", "zeki çocuk" erkek adam", "lider kişi" olsun diye uğraştığınız çocuklar, sizin uğraştığınız gibi olmaz ama hayat boyu verdiğiniz mesajlarla uğraşırlar.. Katı değer yargılarını yükleyenler, yaşayamadıklarını aktaranlar, onun kendisi olmasıyla savaşanlar, çocuğunu sunumu ve sınavı olarak değerlendirenler, onun tek ve biricik olduğunu görmezden gelenler, yargılayanlar, "istemeden" utandıranlar.. Belki siz bunu öğrendiniz, böyle yordular sizi.. Doğrusunun bu olduğuna inandırdılar. Ama onun yeni ve uzun bir yolculuğu var.. Yanında olun ve bırakın kendisi olarak yol alsın.. Kendisinin başına başka bir sıfat gelmesin. Gelecekse de kendisi bulsun..
-ALINTIDIR-

19 Eylül 2016 Pazartesi

DERSADET'TE DANS / ENGİN GEÇTAN

İlk kez bir Engin Geçtan kitabı okuyorum. Beklentimin çok fazla olduğunu ve yazarın tüm bu beklentilerimi karşıladığını söyleyebilirim. Kitapta yer alan  karakterlerin her biri ayrı bir özenle kaleme alınmış. Kurgusu, seçilen konu, her bir karakterin dünyası ayrı bir roman konusu olacak şekilde derin ve çok boyutlu. Bu dünyanın siyah yanı ile ütopik  olarak kurgulanmış beyaz dünyayı konu alıyor. Yazar, insan olmanın öz değerlerini, toplumları yönetmek üzere kurulan sistemleri, kuralları, bozulan değerleri yarı fantastik bir hikaye de anlatıyor. Bir bu dünyada, bir diğerinde buluyorsunuz kendinizi. İyi ve kötülerin dengesi üzerine kurgulanmış kitap. Siyah ve beyaz, ying ve yang üzerine..
Okuma listesine alınmaya değer bir kitap..
Dersaadet' te Dans, nasıl ve ne zaman girildiği bilinemeyen bir çağın baş döndürücü dansından öylece seçilivermiş, sıradan bir mikrokozmozun masalı. Bir şeylerin sürekli öğütülüp yenilerinin var edildiği, gitgide hızlanarak, kaosun düzenle buluşup ayrıldığı yerde, kaosun kenarında sürüp giden bir dans. Korkuya kapılıp yadsınmaya çalışıldıkça içinde daha çok sürüklenip savrulunan bir çağ; uzun bir uykudan bu çılgın dansın ritmine uyanıverip bu yeni çağın dünya merkezlerinden biri olmaya aday bir kent. Çıplak özseverliğin giderek tırmandığı bir dünyada birlikte ya da tek başına yaşanmaya başlanan "yalnız kültürü." Toprakla bağını koparmış çaresizlerin gözlerini kozmosa çevirdiği ve alışılagelmiş sistemlerin geçerliğini hızla yitirdiği bir dünyanın öyküsü Dersaadet' te Dans. Kültürel birikimiyle teknolojinin sentezini başarıyla gerçekleştirip, kendini kendi içinde kilitlenmeye mahkum eden yakın tarihin egemen güçlerinin düzenine ayrıksı bir kentin öyküsü. Geleceğin provasının yapıldığı, kültürlerin yerini enformasyon ağının dinamiklerine bırakmaya başladığı bir dünyanın masalı.

16 Eylül 2016 Cuma

GÜLE GÜLE BÜYÜK USTA :(

Çocukluğumun en derin izlerinden biri daha aramızdan ayrıldı. İçim buruk, gözlerim böyle derin ve özel bir sanatçıyı hep arayacak. 
Güle güle büyük usta!


O iyi insanlar o güzel atlara binip
gitmeye devam ediyorlar...

#TarıkAkan

11 Eylül 2016 Pazar

ELVEDA GÜZEL VATANIM / AHMET ÜMİT

Önceden, Ahmet Ümit'in iki kitabını severek okumuştum. Polisiye türünde olan bu kitaplar bir okuyucu olarak beni oldukça etkilemişti. Gelelim "Elveda Güzel Vatanım" adlı son kitabına. Öncelikle yazarın bu kitabı kaleme almak için ayrıntılı bir araştırma-çalışma yaptığını söylemeliyim. Tarihsel bir roman. 1920'lerin çalkantılı günlerini konu alıyor. Bolca tarih ve bolca iç çelişkilerini içeriyor. Kitabın sonunu zar zor getirebildiğimi itiraf etmeliyim. Uzun uzun anlatımlar, detayların çokluğu, hikayeden zaman zaman kopmama neden oldu. Bazen o kuduğunuz kitap, o an ki ruh halinize eşlik etmez ve kitap ne kadar iyi olursa olsun siz ona adapte olamazsınız. Belki de benim kitapla tutmayan frekansımı böyle izah edebilirim. Tarihi romanları okumayı seviyorsanız bu romanı okumanızı tavsiye edebilirim. 
Şimdiden "iyi bayramlar" ve "keyifli okumalar"..

KİTAP HAKKINDA:

1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam: 

Şehsuvar Sami… Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun… Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru: 
Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı? 

"Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyi hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.

Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan… 

Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum…
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 560

Baskı Yılı: 2016


Dili: Türkçe
Yayınevi: Everest Yayınları

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

SOSYAL MEDYA