1 Haziran 2015 Pazartesi

KONSTANTİNİYYE OTELİ / LİVANELİ

Hani sevdiğiniz bir yazarın yeni kitabının çıkmasını dört gözle beklersiniz ya.. Ben de Livaneli'nin yeni kitabını işte böyle dört gözle bekledim. Sonra kitap raflardaki yerini alınca, hemen kendimi bir kitap evine attım. Ancak ne hikmetse kitabı satın almaktan vaz geçtim. Bir nedeni varmış meğerse..
Kitap çekilişlerine katılmayı adet edinmiş şimdiye kadar sadece bir kitap kazanmıştım. Açıkçası bu kitabı kazanmak gibi bir umudum yoktu. Hatta çekilişe katıldığımı bile unutmuştum. Ta ki kapı çalıp, kapıda kargo görevlisini görene kadar. Görevli elinde kargo paketi ile karşımda duruyordu ve ben içinde ne olabileceğine dair en ufak bir fikrim bile yokken, içinde alıp okumak için sabırsızlandığım kitapla kapının önünde kalakaldım. Çocuk gibi sevindim. Heyecanlandım. Doğan Yapımcılığın düzenlemiş olduğu  kitap kampanyasından bir kitap kazanmıştım, kendilerine beni ve eminim kazanan diğer okuyucularını da benim kadar mutlu ettikleri için onlara çok teşekkür ederim.
Gelelim "Konstantiniyye Oteli" adlı kitaba. Kitabı bir haftada bitirdim, tıpkı yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi akıcı bir dil ve kıvrak bir zeka ile örülmüş olay dizisi ile  karşılaştım.
Benim için açıkçası kafamı allak bulak eden bir okuma serüveni oldu. Zira yazarın, gerçek hayattaki duruşunu da bildiğim için,  memleket  meselelerinden oldukça dertli olduğunu düşünmeme neden oldu. Gerçi memlekette olanlara kayıtsız kalmak ne mümkün? 
Yazarın  geçmişten günümüze bu coğrafyada olan hak ve haksızlık mücadelesini ele almış. Siyasetin, zengin-fakir ayrımının, ekonominin nasıl şekillendiği, memleketin yönetimi ile iş dünyasının ve halk üzerine yapılan baskıların nasıl birbirini beslediğini anlatmış. Okurken başım döndü diyebilirim, hem yakın tarihte yaşananları okumak, hem de geçmişte yaşananları okumak beni umutsuzluğa itmedi desem yalan olur. Acısı hala içimizde olan memleket olaylarını bir romanın içinde okumak, hepsi için ayrı ayrı bir kez daha düşünmeme ve yeniden aynı acıların içimde depreşmesine neden oldu.
Yazar, bir otel ve otelin davetlileri konseptinden yola çıkarak, ülkeye bir ayna tutarak her kesimden seçtiği karakterlerin dünyasını okuyucusuna sunarak, bir Türkiye panoraması ile okuyucusunu karşı karşıya bırakmış. Üstelik bunu yazar ve siyasi kimliğini gizlemeden yapmış. Bu nedenle bu kitabı bazı kesimlerin keyifle okuyamayacağını düşünüyorum.
Yazarın daha önce hiç bir kitabını okumadıysanız -tavsiyem Serenad kitabıdır.-  bu yaz ne okusam diye düşünüyorsanız mutlaka bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.. 

Kitap Hakkında:


Zülfü Livaneli, zengin bir insan panoramasıyla İstanbul'un derinliklerine inerken şehrin büyülü, ama bir o kadar da acımasız atmosferiyle buluşturduğu okuru sıra dışı yolculuğa çıkarıyor.

2014 yılı Aralık ayının son günleri… Yedi yıldızlı Konstantiniyye Oteli'nin açılış günü ve erken bir yılbaşı kutlaması… İstanbul'un seçkin, kalburüstü simaları, Sultanahmet'teki eski Bizans sarayının kalıntıları üzerine yapılan otelde bir araya geliyor. Aralarında kimler yok ki? Politikacılar, belediye başkanları, Amerikan büyükelçisi, Fener Rum patriği, ünlü gazeteciler, gazete patronları, televizyon "yıldızlar"ı, eski ve yeni zenginler, büyük işadamları…

İstanbul'un yüzlerce yıldır yeraltında yatan ölüleri de davete çağrılmadıkları halde arzı endam etmekte sakınca görmeyip bu cümbüşe dahil oluyorlar. Ve elbette, bir otelin olmazsa olmaz çalışanları, garsonları, komileri, güvenlik görevlileri…

Velhasıl Konstantiniyye Oteli, aslında binlerce yıllık koskoca bir şehir olarak çıkıyor karşımıza. Değişen, dönüşen, ama barındırdığı şiddet nedense aynı kalan bir şehir…
(Tanıtım Bülteninden)
İnce Kapak: 
Sayfa Sayısı: 480
Baskı Yılı: 2015
Ciltli: 
Sayfa Sayısı: 480
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Doğan Kitap

1 yorum:

EMİNE ÖZTÜRK dedi ki...

benim de merak ettiklerimden.. en kısa zamanda okuyacağım inşallah...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

SOSYAL MEDYA