15 Temmuz 2015 Çarşamba

Pİ / AKİLAH / AZRA KOHEN


Kitap okumak bir serüvendir.
Okur için birbirinin devamı kitapları okumak da ayrı bir serüvendir. Azra Kohen'in yazdığı Fi ile başlayan serüven, Çi ile devam etti ve finali Pi adlı kitapta yaptı.
Bir okur olarak bu üç kitaplık sürece baktığımda, yazarın geniş bir okuyucu kitlesine ulaştığını söyleyebilirim. Piyasaya kişisel gelişim başlığında sunulan kitabın amacına ulaşmasını diliyorum. Umarım bunca okur kitlesinin kişisel gelişimine bir katkı sağlar. Çünkü bu üç kitap, kolay okunan olay örgüsü, derinlemesine analiz edilmiş karakterleri ve güçlü kurgusuyla hafızalara kazınan bir süreci anlatmakla birlikte bir derdi, bir meselesi olan bir kitap...
Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre, en çok aşk ve pembe dizi kitapları okunuyormuş. Ben okumanın her türlüsüne saygılı olmaya çalışsam da devamlı olarak insanı düşünmeye itmeyen kitapları okumanın kişisel gelişime katkı sağlamayacağı görüşündeyim. 
Fi-Çi-Pi kitapları okuyucusuna,  aşk, kadın-erkek ilişkisi gibi her türlü okuru kendisine çekecek bir yapı  sunsa da alt yapısı, düşünmeyi, birey olmayı, hayatı sorgulamayı, iç bakış geliştirmeyi hedefliyor. Çeşitli sosyal kimliklere sahip bireylerin ışığından toplumsal olanı eleştiriyor. Umuyorum kitap yazılma hedefine ulaşır. 
Binlerce okur kitap çıkar kitapçılara akın etti. Sadece Can ve Duru'nun aşkı için değildir bu okuma aşkı. Altta yatan, birey, toplum, sistem gibi konularda da düşünmeye sevk etmiştir okuyucusunu.
Son zamanlarda Türk yazarların kaleminden çıkmış kitaplarda yakın tarihi konu aldıklarını sevinerek görüyorum. Yakın tarihte ve hala yaşanmakta olan memleket meselelerine öfke duyan ve eleştirel gözle bakan yazarlarımız kitaplarında  bu olaylara karşı yaklaşımlarına yer vermeye başladılar. Örn: Zülfü Livaneli-Konstantiniyye Oteli, Emrah Serbes-Deliduman, ilk aklıma gelen kitaplardan.
Bir okur olarak, yazarla aynı paralellikte yaşadığım, üzerine düşündüğüm memleketimde ve dünyada yaşananları okumak beni ayrıca heyecanlandırıyor. Bu konuda ki yorumları ayrıca önemsiyorum. Kendi düşüncesini-en doğru benim ki diye- dikte ettirmeden fikrini paylaşmayı değerli buluyorum. Böylelikle daha dün yaşananların, tarihin ve edebiyatın sayfalarında yer almaya başladığını ve okuyucu olarak benim de buna eşlik ettiğimi hissediyorum. 
Roman  okumayı sevenlere, heyecan uyandıran bu üç kitabı öneririm. Hele yaz sezonunda daha kolay okunan kitap arayanlara şiddetle tavsiye ederim.
Şimdiden keyifli yazlar ve keyifli yaz okumaları..

Şimdi itiraf zamanı!

İtiraf ediyorum: Sana tuzaklar kurdum. 
Adlarını Fi ve Çi koydum.

Can Manay'ın Duru'ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola,
Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Deniz'le anlatmaya çalıştım sana…
Beni takip etmen için yolumuzu onların hikâyeleriyle süsledim.
Anlamları da hemen hemen her satıra gizledim. Çünkü Pi'deydi asıl anlatmak istediklerim.
Çaresizdim. Vazgeçemezdim.
Sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim.
Seninle nihayet burada buluşmak için çok emek verdim.

Şimdi yine gel benimle, birlikte yürümeye devam edelim.

Savaşların savaşılarak kazanılamayacağını, asıl zaferin ancak doğrudan ayrılmayınca kazanıldığını 
Özge anlatsın sana,
Yaptığımız her şeyin evrende dönüp dolaşıp bize nasıl geri geldiğini
Can'dan dinle,
Analiz edebildiğimiz kadar güçlü, sadeliğimiz kadar güzel, gerçekliğimizdeki samimiyet kadar eşsiz olduğumuzu 
Bilge'de gör,
Kendi değerini başkalarının gözünden biçenlerin acısını 
Duru'yla anla,
Ve Deniz'in düşüncelerinde tanış geleceğin insanıyla… Gel benimle. Yolumuz uzun değil, 
Nihayet sana gidiyoruz, bana… BİZ'e.

Sorgulanmamış, analiz edilmemiş bir yaşam hiç yaşanmamıştır.
(Tanıtım Bülteninden)

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

SOSYAL MEDYA