10 Ağustos 2015 Pazartesi

ADALETİ ÖLDÜRDÜRLER

Adaleti öldürdüler.
Evet, adaleti, bir gece yarısı, banyoda sessiz sedasız öldürdüler..
Boğazını sıkarak, suya batırarak, kemiklerini kırarak yaptılar..
Canını yakarak, yürekleri dağlayarak öldürdüler.
Kimseye göstermeden, kapalı kapılar ardından yaptılar.
İnsanların birbirine inancını, güvenini sarsarak.
Adaleti öldürdüler..
İnsanları koruyan, herkese eşit davranan adaletten bahsetmiyorum.
İnsanların doğdukları andan beri içlerinde gelişen adil olma ve adalet anlayışından bahsediyorum.
Eksikliği durumunda öfkenin, hırsın, bencilliğin egemen olacağı adaletten bahsediyorum..
Merhametle kardeş olan adaletten.
İnsanın bir başka insan için hissetmemesi gereken,
kimsenin kimseyi incitmemesi için gerekli olan duygudan adil olmayı anlatmak istiyorum.
kendi içimizde olması gereken, iç dengemiz için olması gereken adaleti kaybettiğimizde
başkaları içinde adil olamamaktan bahsediyorum.
Merhametsiz kalmak,
içimizdeki masum duyguların yerlerine geçen amansız nefret ve öfke duygusunu düşünüyorum,
Şiddete dönen tatminsizliklerimizi,
Tatmin edemediğimiz bizi ele geçiren egolarımızı..
Okumak ve gelişmek yerine öylesine yaşamak,
Birey olmak yerine başkalarına göre yaşamak, öylesine yaşamak zorunda kalmak..
Bir başka beden tarafından kabul edilmek için harcadığımız eforu düşünüyorum.
Adil olmaya çalışmak yerine sadece kendimizi ve isteklerimizi düşünmeye yönlendiriliyoruz.
Düşünmeye gerek duymadan yaşamaya ve sadece tüketici olarak var olmaya koşullandırılıyoruz.
İşte bu yüzen öncelikle içsel adalet kavramımız çöküyor, onu kaybettiğimizi fark etmiyoruz.
Öfkemiz giderek büyüyor içimizde, günlük hayatımızın içine sızıyor, çevremizi, yolda giderken karşılaştıklarımıza yansıtıyoruz..
Sonra çember büyüyor, en sevdiklerimizle birlikte kendimizi de sarıyor.
Kendi öfkemiz ile sarmalandığımızı, nefessiz kaldığımızı anlamadan.
Tüm iyi niyetleri tüketiyoruz.
Kendimize iyi ve adil olmak kadar başkalarına da iyi niyetli ve adil olmamız gerektiğini anlamanın ve gözlerimizi açmanın zamanı geldi.
Aksi halde her geçen gün bir yeni haber ekleniyor hafızalarımıza, aile içi şiddetler, eş dost akraba cinayetleri, tecavüzler, komşu katletmeler liste uzayıp gidiyor...
Birbirine nefretle bakan, nefretle konuşan, nefretle davranan bir toplum olmaktan hızla uzaklaşmamız gerek.
Hayatı birbirimize zorlaştırmak yerine daha güzel, daha yaşanılır kılmak gerekmez mi?

HALENİN HARESİ

10.08.2015





LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

SOSYAL MEDYA