20 Eylül 2015 Pazar

İNCİ / STEİNBECK

Steinbeck okumayı hep sevdim. Fareler ve İnsanları, Gazap Üzümleri' ni.. 
İnsanları, toplumları nasıl da etileyici bir şekilde dile getirir. 
İnsanın insanla ve doğayla ilişkisini, zengin fakir, köle-efendi ilişkisini, toplumun her türlü kademesinde yaşayanların ilişkilerini tüm çarpıcılığıyla kaleme alır. Bu nedenle Steinbeck mutlaka okuması gereken yazarlardandır. İnci, bir ailenin tek çocuklarını bir akrebin sokmasıyla başlıyor. Bu küçük aileden bir toplumu görebiliyor. Bu küçük pencereden yoksulluğun acımasızlığını ve para hırsının gücünü görebiliyorsunuz.

Pulitzer ve Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen John Steinbeck'in çağımızın toplumsal ve insani meselelerini ustalıkla resmettiği eserleri modern dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alır. Tomris Uyar'ın sunuş yazısında belirttiği gibi, "İnsanoğlunun umudunun, var olma direncinin seyreldiği bir tarih anında olanca görkemiyle gerçek umudun türküsünü söylemiştir. Tozpembe olmayan gerçekçi bir umudun." Bu nedenle eserleri edebi değerleri kadar güncelliklerini de hiç yitirmemiştir. 

Bir Meksika halk hikâyesinden esinlenmiş İnci, bir zamanlar İspanya Kralı'na büyük zenginlikler getiren bir koyda yaşayan fakir bir inci avcısının, Kino'nun ve ailesinin hikâyesini anlatır. Kino'nun çocuğunu kurtarmak umuduyla daldığı denizden çıkardığı eşi benzeri görülmemiş inci, yalnızca umut değil yıkım da getirecektir. İncinin özü insanların özüne; Kino'nun kulaklarında çınlayan ve kasabaya yayılan İncinin Türküsü, ailenin, kötülüğün, umudun ve düşmanlığın türküsüne karışacaktır. 
Steinbeck, Kino'nun derinliklerden söküp çıkardığı inci ile içinde yaşadığımız dünyaya ve insanın dramına ışık tutuyor.

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

SOSYAL MEDYA