27 Ocak 2016 Çarşamba

KADINA ŞİDDET VE KORKULARIMIZ


Her geçen gün kadına yönelik şiddet haberlerine bir yenisi ekleniyor.  Kanayan yaralarımız kabuk bile bağlamadan yeniden kanamaya başlıyor. Öyle etkileniyorum ki.. Kelimeler hislerimi anlatmama yetmiyor. 


Bu haberlere sadece üzülmüyorum, hayatın bir yerinde inancımı, güvenimi yitiriyor. Bilincim ve bilinçaltım bulanıyor, etkileniyor. Öyle ki yaşadığım bir olayla durumu özetleyebilirim sanırımı; İki gün önce eşim uyurken yataktan bağırarak uyandı. Rüya görmüş, rüyasında eve giren hırsızın üzerine bağırarak atlamış.. Gerçekten de bağırarak uyandı. Bir gün sonra Bağdat Caddesin'de yaşanan dehşetin haberlerini okudum. Bir gece sonra ben uykumdan çırpınarak uyandım.  Rüyamda biri beni takip ediyordu, tam kapının önünde anahtarla kapıyı açacaktım ki eliyle ağzımı kapatıyor ve ben içimden çığlık atsam da sesimi çıkaramıyordum. Olaydan o kadar etkilenmişim ki rüyalarım kabusa döndü. Sanırım toplumsal olarak geldiğimiz noktayı bu iki farklı rüya özetliyor. Erkekler rüyalarında bağırıyor, saldırıyor, üstüne atılıyor. Kadınlar takip ediliyor, istemediği halde temas görüyor, ses çıkarması engelleniyor. Korkum kendimi savunamamaktan öte sesimi çıkaramamak. Kimsenin duymaması. 
İşte bizler böyle yetiştirdik, kimse duymasın, görmesin, ayıp, günah vs..
Korkunç..
Ülkemizde sanki saat dilimleri erkekler ve kadınlar için ayrı işliyor. Kimse evli ve iki çocuk babası bir adamın gecenin bir yarısı eşinin ve çocuklarının yanında neden olmadığını sorgulamıyor. Erkek dilediği saatte dışarıda özgürce dolaşabilir ama kadınlar hava karardıktan sonra evlerinde olmalıdır gibi toplumsal kurallar var. Erken saatte şiddete ya da tecavüze uğrarsanız karşı taraf suçlu, geç saatte tecavüze uğrarsanız siz suçlusunuz. İnanılır gibi değil. Aklım almıyor. İçimiz ne zaman bu kadar karardı da hayata, insanlara böyle kötü niyetlerle bakabiliyoruz.
Bu nefis kelimesini kim çıkarmış. Ve neden erkeklerin tekelinde onu da hiç anlamıyorum. Konu ile ilgili ufak bir araştırma yaptım. Nefis; Arapça kökenlidir, sözlükte ruh, bir şeyin kendisi, akıl, insan bedeni, ceset, kan, azamet, arzu ve kötü istekler gibi manalara gelmektedir.
Tasavvufî olarak da, "kendisinde iradi hareket, his ve hayat kuvveti bulunan latif buharlı bir cevherdir." şeklinde tanımlanır. Kötülüğü emreden manasında anlaşıldığı gibi, Allah tarafından insana üflenen ve "ruh-ı Rahmani", "ilahi ben" manasında da kullanılmıştır.
İslam dininde Nefs temizliği işlemi "Nefsi teskiye" süreci olarak adlandırılmakta ve yedi merhâle de gerçekleştirilmektedir. 
Görüldüğü gibi nefis, irade, akıl, anlamına geliyor. Öyle sapıkça isteklerimizi tatminden sonra "nefsime uydum, pişmanım." gibi son derece basite indirgenmiş bir durumu yok. Birini yolda yürürken görme, fark etme, kafanda bu sapıklığı planlama, harekete geçme, ona dokunma, tehdit etme, zorla bir yere götürme, zorla saldırma, tecavüz etme, tekmeleme, eşyalarını alma ve defolup gitme. Hiç bir anda aklın devrede olmaması, merhamet, vicdan, onur, haysiyetin devreden çıkması mıdır? Nefis? 
Sosyal medyada da öyle olsaydı şöyle olurdu gibi söylemler, lütfen yazarken daha dikkatli olalım.. Zaten ülkemizde kadınlar şiddet gördüklerinde bunu dile getiremiyorlar. Kadınlar başkaları ne der diye yaşadıklarını paylaşmıyor. Adli boyutlara intikal etmişlerden haberdarız, bir de haberimiz olmayan suçlar var. Biz toplum olarak madurun yanında olmalıyız, ortaya çıkması ve cezalandırılmasını teşvik etmeliyiz. Yargılamak bize düşmez.. İnsansak sadece kendimiz ve çevremiz için değil insanlık içinde bir şey yapmamız gerek  ve sanırım önce ön yargılarımızdan kurtulmalıyız.. 
#sessizkalmıyoruz

27.01.2016
HALENİN HARESİ

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

SOSYAL MEDYA