12 Şubat 2016 Cuma

OLUR ÖYLE ARADA


Bazen uyanıverirsin aniden. Gecenin bir yarısı. O, sıcak, konforlu yatağın dar gelir. O, kaz tüyü yorganlar ağır gelir. Seni koruyan kollayan odan üstüne geliverir. Nedenini bilirsin. Uzaklara gitmene gerek yoktur. İstediklerin istediğin şekilde olmadığı için uykularının bölündüğünü bilirsin. Çaresiz hissettiğin için döner durursun, uyku tutmaz. Belki bir kaç damla göz yaşı akar önce içine, sonra yastığına... Susarsın en çok geceleri. Kimse bilmez, kimse anlamaz, kimseye anlatamazsın.. Gece şahit olur sana, acılarına..
Yaptıklarına değil de yapamadıklarına ağlarsın en çok. "Keşke" dediklerine. Düşünür durursun "öyle değil de başka türlü olsaydı" diye tekrarlar durursun. Affetmediklerine, hazmedemediklerine içlenirsin. Üstelik döktüğün göz yaşlarının hislerine merhem olmayacağını bilirsin ama yine de engel olamazsın. Çare arasın gecenin bir yarısı. hani gün doğsa koşa koşa çözebilecekmişsin gibi... Çözüm elimizde der büyükler, kitaplar vs.. Bazen de elimizde olmaz. Çaremiz bir başkasına bağlıdır. İşte onun hadi çözelim bu mevzuyu demesini beklersiniz. Zaten çözüm sizde olsa çoktan çözmüş yolunuza devam etmiştiniz. 
En çok istediğiniz şeye ulaşamadığınızda üzülürsünüz. Sizin istediğiniz şekilde, biçimde olmadığı için küsersiniz hayata. O istediğiniz şeyin yerine ne koyacağınızı bilemezsiniz. O kocaman boşluğu doldurana, çatlakları tıkayana, açıkları yamayana kadar düşüncelerinizden çıkmayacağını bilirsiniz. Belki de bu yüzden gülmeyi, gezmeyi, yaşamayı ertelemeyi seçersiniz. Çünkü ertelemekte bir seçimdir. Zamana karşı verdiğimiz mücadeledir çoğu zaman yaşamak. Bazen bu mücadele içinde tam olarak nerede durduğumuzu bilemeyiz. Bizim dışımızdaki değişimlere ayak uydururken tam olarak ne hissetmemiz gerektiğini bilemediğimiz gibi. İşte o zaman kendimizi nefes alamamış, sıkışmış hissederiz. Çaresiz, yorgun, gideceği yönü bilmeyen, bir mucizenin gelip bizi bulmasını ve her şeyi değiştirmesini dileriz. 
Korkarsın belki de, neyi istediğini, ne kadar istediğini, neyi kaçıracağını yeteri kadar anlatamamaktan.. 
Ezan sesi gelir uzaktan, derinden.. Sabah ezanı..
Yeni bir gün olmak üzere. Zamana karşı 1-0 yenik başlarsın yeni güne. 
Çünkü bilirsin 1 gün daha yazılır zaman hanene..
Gün aydınlanırken hayallerinin uzakta mı, yoksa hala içinde mi olduğunu yoklarsın. 
Ortalık biraz aydınlandığında kuşların, ilk minibüsün, evlerin açılan kapılarının seslerini duymaya başladığınızda bir umut gelir yerleşir içinize. Hayat güzel dersiniz, terliklerinizi sürükleyerek döner yatağınıza gidersiniz. Yeniden ağırlaşır göz kapaklarınız, uykuya teslim olursunuz. 
Bilirsiniz acılar, kayıplar sizin kayıplarınız. Ya onlarla yaşamaya alışmalı ya da geceleri uykularınız bölünmesine alışmalısınız..
Yaşamak tam da böyle bir şey. Kitaplar, filmler, sosyal medyada paylaşılanların dışında yaşanılanlar.. 
Küsmeden, incinmeden ve incitmeden yaşamayı becerebilme meselesi.. 
Gününüz aydın, umutlarınız daima dinç olsun..

HALE'NİN HARESİ
12.02.2016



Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

SOSYAL MEDYA